Cannes jürisi ilk basın toplantısında sanat ile politikanın sınırlarını konuştu
79. Cannes Film Festivali jürisi, sanat ve politika ilişkisini tartıştı; Park Chan-wook sanatsal ifadeyi vurguladı.
Hazal Anyalı ·

79. Cannes Film Festivali’nin ana jürisi, 14 Mayıs 2026’da Cannes’da yapılan ilk basın toplantısında sinema ile politikanın nasıl buluştuğunu tartıştı.
Jüri Başkanı Park Chan-wook, politik fikirlerin sanatsal bir biçim kazandığında anlam ve etki taşıdığını söyledi. İngiliz senarist Paul Laverty ile Fildişi Sahili kökenli Fransız oyuncu Isaach de Bankolé, sinemanın toplumsal meselelerden kopamayacağını vurguladı.
Basın toplantısındaki değerlendirmeler, yarışma filmlerinin ölçütlerine dair erken bir çerçeve sundu.
Park Chan-wook, politik sinemayı karşıt bir alan olarak görmediklerini, asıl meselenin sinemasal anlatının gücü olduğunu belirtti. Ona göre düşünceler, sinema diliyle işlendiğinde değer buluyor; buna karşılık estetik ve anlatı derinliği taşımayan politik yapımlar propaganda niteliğine kayabiliyor. Başkan, politik içeriği zayıf olsa da sinemasal açıdan üstün filmlerin göz ardı edilemeyeceğinin de altını çizdi.
Paul Laverty ve Isaach de Bankolé ise daha doğrudan bir yaklaşım benimsedi. İkili, siyasetin kökeninin halkın ortak sorunlarına dayandığını anımsatarak, bu sorunlara sırt çeviren bir sinemanın eksik kalacağını savundu. Jüri üyelerinin bu farklı vurguları, politik içeriğin tek başına yeterli olmayacağı, ancak güçlü bir sanatsal biçimle birleştiğinde etkisini artıracağı fikrinde buluştu.
Bu çerçeve, yılın jürisinin politik sinemaya önyargısız, hatta daha sıcak bir tutum takınabileceğine dair bir izlenim yarattı. Aynı zamanda değerlendirmede biçim-öz dengesinin belirleyici olacağı mesajı öne çıktı.
Açılış töreni ve ilk gün notları
Eye Haïdara sundu, Peter Jackson onurlandırıldı
Festivalin açılış töreni, Mali kökenli Fransız oyuncu Eye Haïdara’nın sade sunumuyla gerçekleşti. Yönetmen Peter Jackson’a onur ödülü takdim edildi. Bir saatten kısa süren tören, Fransa genelindeki 950 sinema salonunda eş zamanlı olarak canlı yayımlandı; televizyon ve internet yayınlarıyla birlikte ülke çapında geniş bir kitleye ulaştı.
Altın Palmiye yarışmasının ilk gösterimlerinden biri, Japon yönetmen Koji Fukada’nın “Nagi Notes” adlı filmi oldu. Yapım, küçük bir Japon kentinde geçen hikâyesi üzerinden karakterlerinin kimlik ve aidiyet arayışlarını izlerken, eşcinselliği yaşamanın pratik ve duygusal güçlüklerine de odaklanıyor. Yönetmenin mesafeli ve yalın mizanseni, filmin şiirsel gerçekçilik tonunu öne çıkarıyor.
Sektörün politik iklimi ve yankılar
600 imzalı bildiri ve UGC kaygısı
Festivalin ilk gününde yayımlanan 600 imzalı bir bildiri, aşırı sağı desteklediği belirtilen iş insanı Vincent Bolloré’nin, medya kuruluşlarının ardından film dağıtım ve gösterim şirketi UGC üzerinde etkisini artırma girişimine karşı çıktı. Bildiriyi imzalayanlar arasında ana seçkide yer alan yönetmen Arthur Harari ile oyuncu Juliette Binoche da bulunuyor. Metin, sektörün ifade özgürlüğü ve kültürel çeşitlilik konularındaki endişelerini görünür kıldı.
Küresel bunalımlar, savunma harcamalarındaki öncelikler ve enerji fiyatlarındaki artış, birçok ülkede ekonomik dengeleri zorluyor. Bu tablo, kültür-sanat alanına temkinli yaklaşan aşırı sağ eğilimlerin güç kazanmasıyla birleştiğinde, sinema ekosisteminde finansmandan dolaşıma uzanan bir baskı hissi yaratıyor. Cannes’daki tartışma, bu iklim içinde sanatsal biçim ile toplumsal içerik arasındaki dengeyi yeniden düşünmeye çağırdı.
Yarışma bölümünde gösterimler sürdükçe, jürinin bu tartışmada çizdiği çerçevenin kararlarına nasıl yansıyacağı izlenecek. Önümüzdeki günlerde politik temalı yapımların aldığı karşılık, festivalin genel tonunu belirleyebilir.