Türkiye'de 5G geçişi 6,8 milyon aboneyi iletişim riskiyle karşı karşıya bıraktı
Türkiye'de 5G'ye geçiş süreci, 2G ve 3G kullanan 6,8 milyon abonenin şebeke erişimini kısıtlayarak düşük gelirli kesim için 34 milyar liralık ek cihaz maliyeti riski doğuruyor.
Atlas Newsdesk ·

Türkiye'nin 5G iletişim altyapısına yönelimi, 2G ve 3G teknolojilerini kullanan 6,8 milyon mobil abonenin iletişim erişimini olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) verileri, bu abonelerin eski nesil şebekeler üzerinden hizmet almaya devam ettiğini gösteriyor.
Altyapıdaki dönüşüm süreci, 2G kapsama kalitesinde düşüşe yol açarak özellikle tuşlu telefon kullanan yaşlı nüfusun iletişiminde kesintilere neden oluyor. Mevcut 2G ve 3G yetkilendirmeleri 2029 yılına kadar geçerliliğini korusa da, teknik altyapıdaki öncelik kayması hizmet kalitesini doğrudan etkiliyor.
Cihaz Maliyetleri Ekonomik Engel Oluşturuyor
Piyasada bulunan en ucuz 4G destekli tuşlu telefonların fiyatının 5 bin TL civarında olması, düşük gelirli vatandaşlar için ciddi bir ekonomik engel oluşturuyor. Eğer 6,8 milyon abone 4G uyumlu cihazlara geçiş yaparsa, toplamda 34 milyar TL'lik bir harcama potansiyeli ortaya çıkıyor.
Sektör temsilcileri, eski teknolojilere yapılan yatırımların ekonomik olarak verimsiz hale geldiğini ve bu durumun teknik bir zorunluluk olduğunu belirtiyor. Ancak vatandaşların cihaz maliyetleri nedeniyle yaşadığı mağduriyet, sosyal ve ekonomik boyutları olan bir sorun olarak öne çıkıyor.
Sektör ve Tüketici Etkileşimleri
Mobil iletişim sektöründe, 5G'ye geçişle birlikte altyapı yatırımlarının yeni nesil teknolojilere odaklanması bekleniyor. Bu durum, 2G ve 3G şebekelerinin bakım ve işletme önceliklerini düşürebilirken, mevcut abonelerin beklentilerini karşılamakta zorlanabilir.
Tüketiciler açısından ise, cihaz değişimi ihtiyacı ve bunun getireceği maliyetler, hanehalkı bütçeleri üzerinde ek bir baskı yaratabilir. Özellikle sabit gelirliler ve emekliler için bu durum, temel iletişim ihtiyaçlarını sürdürmekte güçlük çekmelerine neden olabilir. Bu geçiş sürecinin adil ve kapsayıcı yönetilmesi, tüm paydaşlar için önem taşıyor.