11 Eylül saldırıları davasında kritik karar: CIA işkencesiyle alınan itiraflar delil sayılmayacak

11 Eylül davası, Halid Şeyh Muhammed’in FBI ifadelerinin delil dışı kalmasıyla 2028 takvimi öncesi yeni bir hukuki engelle karşılaştı.

Atlas Newsdesk ·

11 Eylül saldırıları davasında kritik karar: CIA işkencesiyle alınan itiraflar delil sayılmayacak

11 Eylül davası, Halid Şeyh Muhammed’in 2007’de FBI’a verdiği ifadelerin delil sayılmamasıyla yeni bir gecikme riskiyle karşılaştı.

Guantanamo Körfezi’ndeki askeri komisyonda görev yapan Yarbay Michael Schrama, savcılığın söz konusu ifadelerin gönüllü alındığını yeterince kanıtlayamadığına hükmetti. Karar, idam cezası istenen davada savcıların uzun süredir merkezi delil olarak gördüğü sorgu kayıtlarını sanığa karşı kullanılamaz hale getirdi.

Schrama’nın 45 sayfalık kararı

Kararın gizliliği kaldırılan bölümlerini doğrulayan avukatlara göre Schrama, 45 sayfalık metinde 2007 sorgularının önceki CIA muamelesinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti. Yargıç, CIA’nın “psikolojik koşullandırmasının ve ağır baskısının” Guantanamo’daki sorgu ortamında etkisini sürdürdüğü sonucuna vardı.

Schrama ayrıca FBI ajanlarının Muhammed’e susma hakkını, avukatla görüşme imkanını ve ifadelerinin duruşmada aleyhine kullanılabileceğini açık biçimde bildirmemeyi seçtiğini tespit etti. Kararın sonuç bölümünde, “Savcılık, Muhammed'in FBI’a verdiği ifadelerin gönüllü olarak verildiğini kanıtların ağırlığıyla ortaya koyamadı” ifadesi yer aldı.

Başsavcı Tuğamiral Aaron C. Rugh, ekibin kararı inceleyeceğini ve “yakın gelecekte” itiraz konusunda karar vereceğini söyledi. Askeri komisyon kurallarına göre savcıların itiraz için beş günü bulunuyor; ekip bu süreye beş gün eklenmesini de isteyebiliyor.

CIA sorguları davayı izliyor

Muhammed, New York, Pensilvanya ve Pentagon’a yönelen uçak kaçırma saldırılarının planlayıcısı olmakla suçlanıyor. 11 Eylül 2001’deki saldırılarda yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetti; dava, ABD’nin terörle mücadele döneminin en uzun ve en tartışmalı yargı süreçlerinden biri haline geldi.

Sanık 2003’te yakalandıktan sonra CIA’nın yurt dışındaki gizli hapishanelerinde tutuldu ve 2006’da Guantanamo’ya nakledilene kadar dış dünyayla temas kuramadı. Savcılar, aralarında 183 kez uygulanan su tahtası işkencesinin de bulunduğu CIA sorgularında alınan beyanları zaten dava dışında bırakmıştı.

Savunma, FBI sorgularının da bu geçmişten kopuk sayılamayacağını savundu. Muhammed’in avukatları, yıllarca süren tecrit, hücre hapsi ve işkencenin sanığı daha sonra ABD makamlarının duymak istediği yönde konuşmaya koşullandırdığını ileri sürdü.

Muhammed’in avukatı Gary Sowards, kararın “hükümetin böylesine utanç verici bir davranışta bulunmaması gerektiğinin yurttaşlık bilgisi dersi niteliğinde” olduğunu söyledi. Savunma açısından karar, sadece tek bir sorgu kaydının değil, CIA sonrası sorguların güvenilirliğinin de mahkeme önünde tartışmalı kaldığını gösteriyor.

2028 takvimi baskı altında

Yargıç bu hafta davanın başlangıcı için 5 Haziran 2028 tarihini belirlemişti. Savcılığın itiraz yoluna gitmesi halinde bu takvim yeniden baskı altına girebilir; saldırılardan sağ kurtulanlar ve hayatını kaybedenlerin aileleri, nihai hükmün daha da gecikmesinden kaygı duyuyor.

İtirafların dışarıda kalması savcıları belgeler, telefon dinlemeleri ve diğer görüşme kayıtları gibi delillere daha fazla bağımlı bırakacak. Bu materyallerin bir bölümü de dava kapsamında ayrı hukuki itirazlara konu olduğu için delil zemini daralabilir.

Schrama, aynı dosyadaki Walid bin Attash ve Mustafa el-Hawsavi’nin itirafları hakkında henüz karar vermedi. Daha önce başka bir askeri yargıç, Muhammed’in yeğeni Ammar el-Baluchi’nin ifadelerini delil listesinden çıkarmıştı; el-Baluchi bazı hava korsanlarının finansman ve seyahat düzenlemelerine yardım etmekle suçlanıyor.

Benzer bir tartışma USS Cole saldırısı davasında da yaşandı. Abd al-Rahim el-Nashiri’nin itirafı, CIA işkencesi tespiti gerekçe gösterilerek delil kabul edilmemişti; 2000’de 17 ABD askerinin öldüğü saldırıya ilişkin idam davasının ekim ayında başlaması planlanıyor.

11 Eylül davası, sanıkların 2012’de ilk kez hakim karşısına çıkmasından bu yana duruşma öncesi aşamayı aşamadı. Dört farklı yargıç, Schrama’nın son kararına konu olan itirafların kullanılabilirliğini yıllar içinde ayrı ayrı inceledi.

İtiraz kabul edilirse savcılar FBI ifadelerini yeniden dosyaya sokmaya çalışacak ve dava takvimi uzayabilecek. Karar korunursa yargılama, daha dar bir delil setiyle ilerleyecek; bu yol sanıkların akıbetini değil, idam cezası talep edilen davada mahkumiyet için kullanılabilecek araçları belirleyecek.

More stories

Son haberler