Yeni varlık barışı düzenlemesi, yurt dışı varlıklarını Türkiye'ye getirenler için 20 yıl boyunca gelir vergisinden muafiyet getiriyor.
Kanun, İstanbul Finans Merkezi'ndeki firmalara vergi avantajları sağlarken, SGK borçlarının taksitlendirme süresini 72 aya uzatıyor.
Düzenleme, kaynağı belirsiz paraların ülkeye girişi ve kayıt dışılığı artırma riskleri nedeniyle sert eleştirilere maruz kaldı.

Atlas AI
TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen yeni kanun teklifiyle, Türkiye'ye getirilecek yurt dışı varlıklar için önemli vergi avantajları sunan 'varlık barışı' düzenlemesi yasalaştı. Bu düzenleme, özellikle yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları ve Türkiye'ye yeni yerleşen yabancılar için cazip teşvikler içeriyor.
Yeni düzenlemeye göre, son üç yılda Türkiye'de vergi mükellefiyeti bulunmayan ve ülkeye yeni yerleşen kişiler, yurt dışındaki döviz, altın ve diğer menkul kıymetlerini 31 Temmuz 2027'ye kadar Türkiye'ye getirip kayıt altına almaları halinde 20 yıl boyunca gelir vergisinden muaf tutulacak. Bu kişilerin miras yoluyla edinecekleri varlıklar için ise veraset vergisi oranı yüzde 1 olarak sabitlendi.
İstanbul Finans Merkezi'ne Özel Avantajlar
Kanun teklifi ayrıca, İstanbul Finans Merkezi'nde (İFM) faaliyet gösterecek şirketlere yönelik özel vergi avantajlarını da içeriyor. Bu avantajlar, merkezin küresel bir finans merkezi olma potansiyelini artırmayı hedefliyor. Öte yandan, SGK prim borçlarının taksitlendirilme süresi de 72 aya çıkarıldı.
Bu düzenlemeler, sermayenin yurt dışından ülkeye çekilmesini teşvik ederek finansal piyasalarda hareketlilik yaratmayı amaçlıyor. Türkiye ekonomisine taze sermaye akışının sağlanması ve kayıtlı ekonominin güçlendirilmesi hedefleniyor. Yetkililer, bu adımların uluslararası yatırımcılar için Türkiye'yi daha çekici hale getireceğini belirtiyor.
Muhalefetten ve Kamuoyundan Eleştiriler
Varlık barışı düzenlemesi, özellikle muhalefet partileri ve bazı kesimler tarafından sert eleştirilere maruz kaldı. Eleştirilerin temelinde, düzenlemenin kaynağı belirsiz veya 'kara para' olarak nitelendirilen varlıkların Türkiye'ye kolayca giriş yapmasına zemin hazırlayabileceği endişesi yatıyor.
Bu durumun, Türkiye'yi denetimsiz sermaye akışına açık hale getireceği ve kara para aklama riskini artırabileceği savunuluyor. Ayrıca, kayıt dışılığı teşvik edebileceği ve şeffaflık ilkesine aykırı olduğu yönünde görüşler dile getirildi. Finansal istikrar ve uluslararası kara para aklama ile mücadele standartları açısından risk oluşturabileceği uyarısı yapıldı.
Bu eleştirilere karşın, hükümet yetkilileri düzenlemenin uluslararası standartlara uygun olduğunu ve kara para aklamayı önleyici mekanizmaların bulunduğunu vurguluyor. Düzenlemenin amacının, yurt dışında atıl duran vergi uyruklu sermayenin ekonomiye kazandırılması olduğu ifade ediliyor.
Önümüzdeki dönemde, bu düzenlemenin Türkiye'ye ne kadar sermaye çekeceği ve finansal sistem üzerindeki etkileri yakından takip edilecek. Kaynağı belirsiz fonların sisteme girişi konusundaki endişelerin giderilip giderilemeyeceği ise kritik bir soru işareti olarak kalmaya devam ediyor.

