İsrail basını: Netanyahu, İsrail'i Türkiye ile anlamsız bir çatışmaya sürüklüyor
İsrail gazetesi Haaretz, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Suriye'nin kuzeyine yönelik son saldırılarıyla ülkesini "Türkiye ile anlamsız bir çatışmaya sürüklediği" uyarısında bulundu. Yazıda Netanyahu'nun seçim çıkarları doğrultusunda hareket ettiği ve Tel Aviv yönetiminin, başta ABD olmak üzere bölge
Atlas Newsdesk ·

Netanyahu, Suriye’nin kuzeyindeki saldırılar nedeniyle İsrail içinde Türkiye ile gereksiz çatışma riski yaratmakla eleştiriliyor.
İsrail’de yayımlanan bir yorum yazısı, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun son askeri hamlelerinin Ankara ile doğrudan gerilim ihtimalini artırdığı değerlendirmesini yaptı. Yazıda, bu çizginin İsrail’in güvenlik hesabını güçlendirmek yerine bölgesel yalnızlaşma riskini büyüttüğü savunuldu.
Suriye hamlesi Ankara dosyasına döndü
Eleştirinin merkezinde, Suriye’nin kuzeyine yönelik son saldırıların Türkiye ile “anlamsız bir çatışma” ihtimalini doğurduğu görüşü yer aldı. Bu ifade, askeri operasyonların yalnızca sahadaki hedeflerle sınırlı kalmadığı; diplomatik maliyet üretebileceği uyarısını taşıyor.
Yazıda Netanyahu’nun kararlarını seçim hesabıyla şekillendirdiği öne sürüldü. Bu iddia bağımsız olarak doğrulanmış bir siyasi niyet tespiti değil; İsrail içindeki eleştirel yorumun Başbakan’a yönelttiği bir suçlama niteliğinde.
Kaynak metinde saldırıların tam tarihi, hedefleri, kayıp bilançosu veya askeri kapsamına ilişkin ayrıntı verilmedi. Bu nedenle haberin kesin kısmı, İsrail içindeki eleştirinin yönüyle sınırlı: Netanyahu’nun Suriye politikası, Türkiye ile gerilim ve ABD ile mesafe başlıkları üzerinden tartışılıyor.
ABD mesafesi eleştiriyi büyüttü
Yorumda Tel Aviv yönetiminin, başta ABD olmak üzere bölgedeki aktörleri kendisinden uzaklaştırdığı değerlendirmesi de yer aldı. Bu tespit, İsrail’in Suriye sahasındaki askeri adımlarının yalnızca askeri sonuçlar değil, diplomatik yan etkiler de yaratabileceği görüşüne dayanıyor.
ABD, İsrail’in güvenlik mimarisinde askeri yardım, diplomatik koruma ve bölgesel temas kanalları açısından merkezi konumda bulunuyor. Bu nedenle Washington ile algılanan mesafe, İsrail iç siyasetindeki tartışmalarda doğrudan güvenlik kapasitesi ve uluslararası destek başlıklarına bağlanıyor.
Türkiye açısından Suriye’nin kuzeyi, sınır güvenliği ve Ankara’nın PKK’nın Suriye uzantısı olarak gördüğü YPG nedeniyle uzun süredir askeri ve siyasi gündemin merkezinde. İsrail’in aynı coğrafyada attığı adımlar, bu nedenle Ankara’nın güvenlik hassasiyetleriyle temas eden bir dosya haline gelebiliyor.
Türkiye gerilimi üç kanaldan işler
İsrail hükümeti için ilk risk diplomatik kanalda oluşuyor. Ankara ile gerilimin artması, bölgesel temasların daralmasına ve kriz yönetiminde üçüncü taraflara bağımlılığın yükselmesine yol açabilir.
İkinci kanal askeri koordinasyonla ilgilidir. Suriye hava sahası, sınır bölgeleri ve farklı silahlı aktörlerin bulunduğu alanlar, yanlış hesaplama riskinin düşük tutulmasını gerektiren bir güvenlik ortamı yaratıyor.
Üçüncü kanal iç politikadır. Yazıda Netanyahu’nun seçim çıkarlarıyla hareket ettiği savunulduğu için Suriye operasyonları, İsrail’de güvenlik politikası kadar liderlik tarzı ve siyasi öncelikler üzerinden de tartışılıyor.
Ankara hattındaki olası yollar
Eğer gerilim diplomatik kanallarda sınırlı tutulur ve sahadaki askeri hareketlilik genişlemezse, küresel ölçekte etkisi daha çok jeopolitik risk algısıyla sınırlı kalır. Bu durumda Netanyahu hükümeti iç eleştiriyi yönetmeye çalışır; savunma ve güvenlik çevreleri ise çatışmasızlık kanallarını korumaya odaklanır.
Eğer Türkiye ile İsrail arasında karşılıklı sert açıklamalar ve yeni askeri adımlar birbirini izlerse, Doğu Akdeniz ve Suriye çevresindeki risk primi artabilir. Böyle bir hatta Netanyahu hükümeti daha yüksek diplomatik maliyetle karşılaşır; bölgesel savunma, enerji ve ulaştırma hesapları daha temkinli yapılır.
En sınırlayıcı belirsizlik, son saldırıların sahadaki kapsamı ve Ankara’nın bunları kendi güvenlik alanına dönük bir hamle olarak görüp görmeyeceğidir. Bu iki başlık netleşmeden, eleştirinin siyasi ağırlığı ölçülebilir; ancak askeri ve diplomatik sonuçları kesin biçimde tarif edilemez.