AİHM'den Osman Kavala kararı: Türkiye 6 maddeden ihlal aldı

AİHM, Osman Kavala'nın 2019 tarihli kararın ardından devam eden tutukluluğu ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla sonuçlanan yargılama sürecine ilişkin ikinci başvurusunu karara bağladı. Büyük Daire, Türkiye'nin AİHS'nin 3, 5, 6, 7, 10 ve 11. maddelerini ihlal ettiğine karar verdi.

Atlas Newsdesk ·

AİHM'den Osman Kavala kararı: Türkiye 6 maddeden ihlal aldı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, 2017'den beri cezaevinde bulunan Osman Kavala'nın ikinci başvurusunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin altı maddesinin ihlal edildiğine hükmetti. Nihai karar, Sözleşme'nin 46. maddesi uyarınca Türkiye açısından bağlayıcı nitelik taşıyor.

Altı maddelik ihlal hükmü

Mahkeme, Sözleşme'nin 3, 5, 6, 7, 10 ve 11. maddeleri bakımından ihlal kararı verdi. Bu maddeler insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma, kanunilik, ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğünü kapsıyor.

Büyük Daire, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının anlamlı bir tahliye ya da yeniden değerlendirme olanağı sunmamasını 3. madde yönünden sorunlu buldu. Mahkeme, ömür boyu hapis cezalarında yeniden inceleme imkanı arayan Vinter ilkelerine atıf yaptı.

5. madde yönünden yapılan değerlendirmede, Kavala'nın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yeterli hukuki ve olgusal temele dayanmadığı belirtildi. Mahkeme ayrıca tutukluluğun sürdürülmesinde yetkililerin kötü niyetle hareket ettiği sonucuna vardı.

Adil yargılanma incelemesinde Büyük Daire, Kavala'ya yöneltilen suçlamalar ile dosyada gösterilen eylemler arasında yeterli bağlantı kurulmadığını değerlendirdi. Savunmanın tanık dinletme taleplerinin gerekçesiz biçimde reddedilmesi ve bazı durumlarda ispat yükünün sanığa kaydırılması da kararın gerekçeleri arasında yer aldı.

2019 kararından ikinci başvuruya

Kavala, 18 Ekim 2017'de İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alındı ve Gezi Parkı soruşturması kapsamında 1 Kasım 2017'de tutuklandı. Avukatları, ilk AİHM başvurusunu 7 Haziran 2018'de yaptı.

AİHM, 10 Aralık 2019 tarihli ilk kararında Kavala'nın özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine hükmetti ve tahliye edilmesi gerektiğini belirtti. Karar Mayıs 2020'de kesinleşti, ancak Kavala cezaevinden çıkarılmadı.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, 2 Şubat 2022'de Türkiye'nin ilk karara uyup uymadığının belirlenmesi için 46/4 prosedürünü başlattı. Büyük Daire, 11 Temmuz 2022'de Türkiye'nin 2019 kararını uygulama yükümlülüğünü yerine getirmediğine karar verdi.

Türkiye'deki yargılamada İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022'de Kavala'yı Gezi Parkı eylemleriyle bağlantılı olarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum etti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 28 Eylül 2023'te bu cezayı onadı.

Büyük Daire dosyası

Kavala'nın avukatları ikinci başvuruyu 18 Ocak 2024'te yaptı ve dosya 2170/24 numarasıyla kayda geçti. Başvuru, 2019 kararından sonraki tutukluluk sürecini, Gezi davasındaki yargılamayı ve kesinleşen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını kapsadı.

AİHM, dosyayı 16 Aralık 2025'te 17 yargıçtan oluşan Büyük Daire'ye gönderdi. Duruşma 25 Mart 2026'da yapıldı; heyete AİHM Başkanı Mattias Guyomar başkanlık etti ve Türkiye'den seçilen yargıç Saadet Yüksel de heyette yer aldı.

Mahkeme, Anayasa Mahkemesi önündeki başvurunun aşırı uzaması nedeniyle bu dosyada etkili bir iç hukuk yolu olmaktan çıktığını değerlendirdi. Bu tespit, Kavala'nın AİHM'ye gitmeden önce Anayasa Mahkemesi sürecinin tamamlanmasını beklemek zorunda olmadığı anlamına geliyor.

Büyük Daire, 46. madde kapsamında Türkiye'nin ihlallerin sonuçlarını gidermek için bireysel tedbirler alması gerektiğini belirtti. Karara göre en uygun yol, Kavala'nın en kısa sürede serbest bırakılması ve mahkumiyetin doğurduğu sonuçların ortadan kaldırılması.

Kararın uygulanmasını Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetleyecek. Türkiye kararı uygularsa süreç, tahliye ve iç hukukta giderim adımlarının takibine döner; uygulanmazsa Kavala dosyası Konsey organları ile Türkiye arasındaki denetim başlıklarından biri olarak açık kalır.

Mahkeme ayrıca insan hakları savunucuları, gazeteciler ve muhaliflerle ilgili davalarda geniş suç tanımlarının kullanılmasına karşı genel tedbir ihtiyacına işaret etti. Bu başlık, Kavala dosyasının bireysel tahliye meselesinin ötesinde sivil toplum ve yargı uygulamaları için de ölçüt haline geldiğini gösteriyor.

More stories